Çocuk Katılımı İlkeleriyle İklim Krizini Paylaşmak

Özge Oğuz– Başka Bir Okul Mümkün Derneği

Bu yazı, 22 Kasım 2019’da “Çocuğun Katılım Hakkı: Neredeyiz?” sempozyumunda Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Derneği’nden Özge Oğuz’un yaptığı konuşmanın deşifresinin kendisinden onay alınarak tarafımızca düzenlenmesi ile hazırlanmıştır.

Merhaba,

Ben sizinle “Çocuk Katılımı İlkeleriyle İklim Krizini Paylaşmak” başlıklı bir deneyim paylaşımı yapacağım. Bu çalışmayı kimlerle, ne şekilde yürüttüğümüzden kısaca bahsetmek istiyorum.

Ben Başka Bir Okul Mümkün (BBOM) Derneği’nde ekoloji çalışmalarını koordine ediyorum. Koordine ettiğim bu gruptan ekoloji çemberi olarak bahsedeceğim. Cem de bu çemberin üyelerinden birisi, çemberden arkadaşlarım da şu anda aramızda. Bu çemberden çıkan “İklim Değişikliğini Anlamak ve Aktarmak” yayını da aslında ihtiyaç odaklı çıkan bir paylaşımın ürünü.

Biz ekoloji çemberinde iki yıldır uzaktan devam eden bir çalışma deneyimi yürütüyoruz. Belli aralıklarla toplantılar yapıp “İhtiyacımız ne?” “Öğretmenler için ekoloji ile ilgili konuları paylaşmak adına neler yapabiliriz?” “Ne gibi uygulamalar üretebiliriz?” şeklinde düşünüp içerikler geliştiriyoruz.

Geçtiğimiz ilkbahardı. İklim grevleri başladı ve buluşmalarımıza bir gündem olarak geldi. Bir yandan ürettiklerimizi paylaştığımız bir öğretmen topluluğumuz var. Öğretmen köyü. Yaklaşık 10 nesil oldu. Öğretmenler burada eğitimler alıyor ve biz paylaşımlarımızı onlarla yapmak için bir mail grubunda buluşuyoruz.

Gelen ihtiyaçlar doğrultusunda; “Evet; iklim grevleri başladı. Bir krizin ortasındayız fakat biz bunu okulda nasıl yaşatacağız?” “Çocuğun katılımını nasıl sağlayacağız?” “En önce biz o dönüşümü nasıl yaşayacağız?” şeklinde bir ihtiyaç doğdu. Biz de şuradan yola çıktık. Daha fazla kişiye ulaşmak için mini buluşmaların yanında çevrimiçi ulaşılabilen bir içerik ihtiyacımızı karşılayabilir. Bunu paylaşabilmek adına önce bizim dönüşümümüz gerekiyor. “Biz sınıfımızda iklim değişikliğini nasıl konuşabiliriz?” “Nasıl odağımıza alabiliriz?” “Ve ne şekilde paylaşabiliriz?” Bu sorular bile kendi başına bir anda önümüze düştü.

Böylece bu metnin içeriğinde şöyle başlıklara yer verdik. Öncelikle “İklim değişikliği nedir?” Ve “Bu grev süreci nasıl başladı?” Bu meseleler pek müfredatta, ders konularında yer almadığı için biraz öğretmenin kendi inisiyatifine kalıyor. Eğer öğretmen meraklıysa açıp haberleri takip edebiliyor. Ancak bunlara dair bir fikri yoksa bu paylaşım alanında, okulda da bu konular fazla konuşulmuyor. Dolayısıyla biz de öncelikle bu süreci özetledik. Sonrasında “Çocuklara nasıl anlatırız?” konusunu getirdik.

Benim kendi deneyimlerim de var. Aslında sınıf öğretmeniyim. Şimdi öğretmenliğe başladığımda hatırlıyorum da “Evet! Ekoloji odaklı konuşacağız. Şimdi ekoloji atölyesi yapacağım”  falan derdim ama. Yaş grubunu da gözetmek gerekiyor.

Yok oluştan bahsediyoruz. Bütün bu örnekler gerçekçi ve biz çocuk dostu bir paylaşım yapmazsak çocuklarda ekofobiye yol açabiliyoruz.

Ve böyle “Zınk!” diye kalabiliyoruz. “Eyvah! Bu çocukta tahribata yol açtı. Benim bahsettiğim şey onu desteklemektense daha çok yıkıma uğrattı.” Bu üzerinde yürüdüğümüz incecik bir çizgi ve aslında bizim bu konuda bir farkındalığa ulaşmamız gerekiyor. “Çocuklarla bu konuyu onlara dost olacak şekilde nasıl paylaşabiliriz?” sorusunu düşünmemiz gerekiyor.

Sonrasında bu paylaşımı destekleyecek bir şey aradık. İklim krizini anlatacağız, odağımıza alacağız ancak mevzu da katılım. Şanslıyız ki derneğin içinde bir ekoloji çemberi var ve bunun gibi bir de demokratik yönetim çemberi var. Bu çemberle de işbirliği içinde çalışıyoruz. Bu çalışmanın da bir kısmını beraber yürüttük.

Çünkü çocuk katılımı ilkeleriyle bu konuya bakarsak biz de yetişkin olarak güçlenebiliriz ve rahat paylaşımlar için daha çok alan açabiliriz diye düşündük. Bunun için öncelikle gidip geldiğimiz nokta – aslında sabahki oturumda da görmüşsünüzdür – Roger Hart’ın katılım merdiveni oldu.Gördüğümüz bütün bu haberler, buluşmalar, grev süreci çok güzel görünüyor ancak bir tehlike de barındırıyor.

Duyduğumuz deneyimler bize şunu gösterdi ki çocuklar bu tarz etkinliklerde okul tarafından, yetişkin tarafından dekor olarak kullanılabilir. Bununla karşı karşıyayken bizim öncelikle kendi adımıza oluşturduğumuz bir bakış açımızın ve kontrol listemizin olması gerekiyor.

Bunlar; “Biz bu süreci nasıl işletelim ki gerçekten çocuğun katılımını destekleyelim. Bir şeyleri göstermelik yapmayalım.” şeklinde düşünmemizi sağlayacak motive eden şeyler.

Bu konuya da katılım merdiveni açısından bakabiliriz. Çünkü katılım merdiveni manipülasyon basamağından başlayarak aslında zaten canlısını birazdan da dinleyeceğimiz deneyimlere doğru gidiyor. Ama en temelinden katılım ilkeleriyle bu sürece bir baktık. Katılım ilkeleri Çocuk Hakları Sözleşmesi madde 12’den yola çıkarak yapılan genel yorumla oluşturulmuş ilkeler topluluğu. Biz de buradan ilhamla bir soru kiti hazırladık. Çalışmanın bir bölümü de buydu. İlkelerin açıklamalarını elimize aldığımızda bu sorgulamayı her konuya aktarabiliriz. Bu iklim krizi de olabilir, başka bir çevre felaketi de olabilir.

Bu sorularla amacımız aslında bir bakış açısı sunmak. Ben çocuklarla çalışıyorum. İklim değişikliğine dair bir fikir sahibi oluyorum ama bunu çocuklarla konuşmaya nasıl başlayacağım? O kıvılcımı nasıl ateşleyeceğim? Soru kitinin cevapları bulmayı destekleyeceğini düşündük. Ve böyle bir çalışma hazırladık.

Bu ilkelere göre sürecin öncelikle “saydam ve bilgilendirici” olması gerekiyor. Böyle olması için biz çocuklara yeteri kadar kaynak sağlayabildik mi? Bilgi verebildik mi? Bu bilgileri nasıl sağlayacaklarını gösterebildik mi? Onun zeminini yaratabildik mi? Çocukların farklılıklarına duyarlı bir paylaşım yapabiliyor muyuz ortamda ve görüşlerini ifade etmeleri için bir zemin hazırlayabiliyor muyuz? sorularımız ortaya çıktı.

Temelde bunlar olduktan sonra; “gönüllü ve saygılı” bir süreç. Çocuklar bu süreçlere gönüllü olarak katılabiliyorlar mı? Aynı zamanda katılımlarını sona erdirmek istedikleri zaman geri çekilebiliyorlar mı? İstediklerinde bitirebiliyorlar mı? Çocukların iklim kriziyle ilgili düşünceleri, görüşleri bu ortamda saygıyla karşılanabiliyor mu? Duyulabiliyor mu? Ve paylaşım ortamlarımızda kültürel farklılıklara duyarlı bir zemin var mı? gibi sorularla bu ilkeye yaklaştık.

Bu ilke de az önce bahsettiğim “çocuk dostu” paylaşımlarla ilgili. Paylaştığımız şeyin onların yaşantısında bir karşılığı var mı? Paylaşımın çocuk dostu ve onu ilgilendiren bir içerik olması gerekiyor ki hayatının bir parçası hissetsin ve harekete geçsin. Bizim yaptığımız paylaşımlar bu bağlantıyı kurabilecek içeriğe sahip mi diye bakabiliriz.

Aynı zamanda çocuklara “konuyla ilgili” bilgi ve becerilerini kullanma olanağı verilebiliyor mu? Bu da aslında açtığımız alanla, bu süreci karşılıklı sağlama ile ilgili. Sabah duyduğumda ben de etkilendim ve altını çizdim. Empati yapabilme. Çocuk o sırada bu yok oluşu yaşarken ne hissediyor? Biz ne yaşamak istiyoruz? Orada karşılıklı olarak birbirini anlama süreci önem kazanıyor.

Çocuk dostu mu? İklim krizi ile ilgili yaptığımız paylaşımlar “gelişen kapasitelerine uygun” mu? Ya da çalışırken kullandığımız yöntemler onların yaşlarına, yaş grubuna uygun mu? Bu yine bence temel bir konu. İyi bir şey yapalım derken zarar verme olasılığı var. Okul öncesi çağındaki çocuklarla bu konuları çalışmaya başladığınızda aslında çocuktan aldığınız yanıt gerekli bağlantıları kuramaması. “Evet! Hadi çocuğu katalım! Birlikte karşı çıkalım!” diyoruz. Evet çocuklar da bunu yapıyor ama bu durumun onda yarattığı yıkım ne boyutta?

Ve tam da bu yüzden “içermeci” olması. Yani onların eşit katılımını sağlayacak şekilde bir süreç planlayabiliyor muyuz? Dezavantajlı çocukları bu sürece katabiliyor muyuz?

Çocuğun “eğitim ile desteklenmiş” olması bizim bu metni oluşturmaya çalışmamızın da temeli. Bir yandan birçok adımın çok yeni olduğunu konuşuyoruz, katılımı çok yeni konuşuyoruz. Çocuklar bugün aramızda ve bu eylemlilik halinin geçmişe dair fazla örnekleri yok. Evet şanslıyız. Ama öte yandan eğitim programlarımız bu konuda çok zayıf. Biraz inisiyatife bağlı kalıyor. Peki biz eğitim ortamlarını bu konularda nasıl destekleyebiliriz? Nasıl mekanizmalar geliştirebiliriz? Ve onların da görüş ve fikirlerini aktaracak şekilde nasıl karşılıklı yürütebiliriz?

Hesap verebilirlik” konusu. Burada da bahsettiğimiz şey aslında şeffaflık. Çocukların görüşlerini alıyorsak ve yorumluyorsak bunları nasıl kullandığımıza dair onları haberdar etmeliyiz. Aynı şekilde açık bir geri bildirim süreci sağlamalıyız ve her adımda bilgilendirmeliyiz.

“Güvenli ve risklere duyarlı” olabilmemiz. İklim kriziyle ilgili görüş alırken güven verici bir zemin var mı çocuklar için? Kendilerini orada gerçekten rahat ve iyi hissediyorlar mı? Risklerin azaltılması için gerekli önlemler alınmış mı? Ve olası bir durumda bu çocuklar ne yapacağını bilebiliyor mu? Aklınızda canlanması için olası bu durum mesela bir grev süreci olabilir. Adım adım bu bilgilere sahip mi?

Temel olarak ara ara dönüp baktığımız ilkelere dair bu sorular; çocuklarla çalışırken “Evet bunu yapıyor muyum? “Bunu atladım mı?” “Aa! Burada bilgilendirme basamağını atlamışım!” gibi kendi kendimize de geri bildirim verebileceğimiz; bir yandan dönüp aslında aramızda da konuşabileceğimiz bir ortamı sağlıyor.

Geri bildirimlerden çok bahsetmedim başta. Bu yayını üretip paylaştıktan sonra öğretmenlerden geri bildirim de aldık. Ben o dönem çocuklarla çalışıyordum ve bu anlamda  deneyimlerim de oldu. Öncelik bizim iklim krizine dair farkındalığımız bir yandan da. Bu konulara dair benim farkındalığım da aslında o ortamı şekillendiriyor. Yayının sonunda geniş bir okumalık, seyirlik öneriler biriktirdik. Böyle kolaylaştırıcılarla hangi yoldan gideceğimi ve niyetimi; bu katılımı ortaya koyduğumda çocuklara da alan açmış olduğumu fark ediyorum.

Ama bir yandan çok yeni bir şeyi konuşuyoruz. Ben öğretmen bakış açımdan anlattım. Ama daha fazla önemli deneyimlerin de orada olduğunu düşünüyorum.

Bu metni biz baskabirokulmumkun.org web sitesinden paylaştık. Öte yandan, çember olarak buluşmaya, üretmeye ve paylaşmaya devam ediyoruz. Sizin de paylaşımlarınız ve geri bildirimleriniz olursa [email protected] ‘mailinden görüşlerinizi duymak isteriz.

Herkese teşekkür ederim.

*Bu yazıdaki bazı görseller Çocuğun Katılım Hakkı: Neredeyiz? sempozyumunun Ekoloji ve Çocuk Katılımı oturumunda Burcu Ceylan tarafından grafik olarak dokümante edilmiştir.”

Hakkında

Genç Sesler, İsveç ve Türkiye’deki çocuklar ve gençler için çocuk katılımı ve kültür politikalarının temel sorunlarını ele alarak yenilikçi fikirleri tartışmak ve sunmak için bir alan/platformdur. Genç Sesler, yeni başlangıçların ve iş birliklerinin peşindedir. Biz diyalog geliştiren ve ilham veren alanların güçlü çocuk katılımını gerçekleştirmeye bizi bir adım daha yaklaştırdığına inanıyoruz.