İnsan Çağı ve Çocuk

Yazar: 27 Aralık 2020İlham Veren Yazılar

Burcu Meltem Arık – Eğitim Reformu Girişimi

Bu yazı, 22 Kasım 2019’da “Çocuğun Katılım Hakkı:Neredeyiz?” sempozyumunda Eğitim Reformu Girişimi (ERG)’den Burcu Meltem Arık’ın yaptığı konuşmanın dökümünün yine konuşmacı tarafından düzenlenmesi ile hazırlanmıştır.

Merhaba ben Burcu. Kuş gözlemcisiyim. Sizlerle nasıl bir dünyada yaşadığımızı paylaşmak istiyorum. Ardından birkaç soru soracağım ve o sorularımızın yanıtını da umuyorum beraber ele alacağız.

İçinde bulunduğumuz döneme çeşitli adlar veriliyor. Bunlardan en yaygını “İnsan Çağı — Antroposen”. “Kapitalosen” de deniyor. “Pyrosen” de. Pyrosen — Ateş, çünkü yanıyoruz. Bir diğer adlandırma da “Eremosen”. Yalnızlık çağı. Yalnızlık çağının insanın bireysel olarak yalnızlaşmasından öte bir tarifi ve anlamı da var. O da yoldaş türlerin azalması. İnsan türünün bu dünya üzerinde yalnızlaşması.

13 yaşındaki iklim aktivisti Yağmur Ocak Twitter’da “TBMM sözünü tutmadı. Havamızın kirletilmeye devam edilmesine izin verdi. Çocuklara her zaman verilen öğütlerden biri geldi aklıma.” dedi. “Sözümüzü tutmamız gerekir. Yoksa bir daha bize kimse inanmaz. Değil mi?” diye ekledi.

Bunları yazmasının nedeni TBMM’de alınan bir karar. Termik santrallerin bacalarına filtre takılması kararı iki buçuk yıl ertelendi ve bu karar şirketlere bırakıldı. İklim krizindeyiz; bu kararın etkilerini birlikte düşünelim.  

Birleşmiş Milletler Gıda Özel Raportörü Hilal Elver ise “Birleşmiş Milletler’in ortaya koyduğu çerçeve sözleşmelerin hiçbirisi bir diğerini okumuyor.” diye açıklama yaptı. İklim değişikliği çerçeve sözleşme toplantıları ve tartışmaları yapılırken gıda, çocuk hakları, çölleşmeyle mücadele alanında çalışan uzmanların bu toplantılarda yer almamasını kastetti. Farklı hak alanları aynı masa etrafına nadiren oturuyor.

Çocuk Hakları 1989’da imzalandı. O yıl havadaki karbondioksit miktarı 352,85. Bugün 408,54. Yani 50’nin üzerinde bir aşım söz konusu.

Yalnızlık çağındayız. Yoldaş türler, gezegeni paylaştığımız bazı türler yok oluyor. Bir tanesi Galapagos adalarında yaşayan “Yalnız George”. Dev kaplumbağa. Bu ömrümüzde onu bir yoldaş tür olarak kaybettik. Son bireydi.


“İnsan çağı”nın iki anlamı var. Biri insanın etkisinin depremler, yanardağlar gibi gezegenin ve insanlığın üzerinde etkisi olduğunun kabulü. Diğeri de insanın bu etkisinin farkında olması. Uzaya çıktıktan ve dünyaya baktıktan sonra incecik bir biyosferin içerisinde birlikte yaşadığımızın farkında. Bu farkındalıkla bu çağın içinde. Ancak elbette herkes aynı biçimde etkilenmiyor. Çocuklar en etkilenen gruplar arasında.

İklim krizini ortaya koyan, iklim krizini izleyen katılım mekanizması (IPCC) daha yakın zamanda çocukları bir aktör olarak kabul etti. Ne kadar geç. İnsan çağında “çocuk katılımı nasıl tartışılmalı, nasıl ele alınmalı?” sorusunu sormak istiyorum hepimize.

Çocuklar, kadınlar, yerli halklar hak talebini, katılım talebini çok güçlü dile getiriyorlar. “İnsan olmayan”, “insan ötesi” diye adlandırılan diğer yoldaş türlerin haklarını da kendi hakları gibi benimseyerek başka türlü bir dünya tahayyülünden bahsediyorlar.

Erie Gölü’ne “insan olmayan kişi” statüsü verildi. Göle verilen zarar için mahkemede gölün haklarının korunması amaçlandı. Benzer bir hakka Whanganui nehri sahip oldu. İklim krizinin etkisinden dolayı deniz suyu seviyesi yükseleceği için bazı ada ülkeleri anakaradaki ülkelerle özel anlaşmalar yapıyorlar. Buradan yer satın alıyorlar. Çünkü ülkeleri kalmayacak yakın zamanda. Böylesi bir çağda yaşıyoruz.

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg ve 15 çocuk küresel karbon emisyonunun %6.12’sine denk gelen miktarda emisyona sahip Türkiye dahil beş ülkeye dava açtılar. Davayı kazanırlarsa iklim krizi çocuk hakları krizi olarak ilan edilecek. 21 çocuk daha önce Amerika’da iklim kriziyle yeterince mücadele edilmiyor diye Amerikan hükümetine dava açmıştı ama dava düştü maalesef. Şimdi 16 çocuğun dava sonucu bekleniyor. Karbon kirliliğine neden olarak çocuk haklarının ihlal edilmesi gerekçesiyle açıldı dava. Maddi bir talep yok. Ana talep ülkelerin beraber çalışması ve iklim kriziyle daha güçlü mücadele edilmesi. Bu davanın bir yaptırımı olmamakla birlikte çok kıymetli bir süreç.

İnsan Çağı birçok hak alanını etkiliyor. Birkaçını ortaya koymak isterim.

Ayrımcılık Yasağı. İklimin etkileri çocuklar için çok aşikâr. Çocukların özel gereksinimleri dikkate alınarak uyum ya da başka müdahale çalışmaları, planlama çalışmaları, karar alma çalışmaları yapılmalı. Ancak alınan kararlarda aktör olarak görülmüyorlar. Çocuğun üstün yararı da dâhil olmak üzere bir sürü hak alanı görülmüyor.  

Hakların Korunması. İklim krizi çoklu etkilere sahip ve çoklu dezavantajlılığı yanında getiriyor. Bu şu demek; çocuksanız, kız çocuksanız, engelli kız çocuksanız size olan etkileri katlanarak artıyor.

İfade Özgürlüğü. Yerel, ulusal, uluslararası karar alma süreçlerine bakmamız çok önemli. Bambaşka eylem biçimleri geliyor. Hangi mekanizma daha etkili olabilir? Hangi mekanizma gerçekten anlamlı?

Mülteci Çocuklar. Kriz olmadan önceki on yıl içerisinde tarımsal kuraklık vardı Suriye’de. Bu kuraklık oradaki krizi derinleştirdi. Bir milyonu aşkın çocuk şu anda Türkiye’de ve %60’ı eğitimin içinde. %40 eğitim hakkından mahrum. Projeksiyonlar iklim krizi kaynaklı göçün önümüzde çok daha güçlü bir şekilde bizleri beklediğini işaret ediyor.

Sağlık. Ben Tarabyaüstü’nde oturuyordum. Bir sivrisinek gördüm. Çok farklı bir sivrisinek. Arka balkonda, incecik. Görmeniz imkânsız. Sarı humma taşıyabilen bir sivrisinek. Asya’dan geldi iklim krizi nedeniyle. Tam da o sırada bu sineğin bertarafı için eylem planı hazırlığı olduğunu öğrendim. Bunlar gibi bilmediğimiz etkiler de var.

Bilgi Edinme. Bu bağlantı hem iklim krizine yönelik bilgi edinme hem de iklim kriziyle mücadelede hangi araçlara, hangi donanıma, hangi dayanışma hallerine ihtiyacımız olduğunu bilmeyi kapsıyor.

Her Türlü Sömürü ve İstismara Karşı Korunma. İklim krizinin çeşitli etkilerinin yansımalarından bir tanesi de bu.

Çocukların ve gençlerin kendilerini ilgilendiren konularda, kararlarda, etkinliklerde ve süreçlerde etkin bir şekilde yer almaları hakları.

Peki benim sorularım neler? 

İlk sorum çocukların birbirleriyle, diğer canlılarla, yerküreyle, iklimle yaşadıkları deneyimler ve kurdukları ilişkiler bizleri bu çağda — insan, ateş, yalnızlık, kapitalosen çağı— insan olmakla ilgili farklı düşünmeye nasıl davet edebilir? Özge’nin ekoloji çemberinin iklim krizini çocuklarla katılımı odağa alarak paylaşma deneyiminin önemli olacağını düşünüyorum. Bu aracı uygulayacak olan eğitimcilerin, öğretmenlerin, ebeveynlerin, çocukların, gençlerin edindikleri bütün o deneyimi tekrar paylaşmaları çok kıymetli olacaktır.

İkinci sorum nesiller arası ve çevresel adaletle ilgili. Çocukların talep ettiği, uyguladığı yeni ya da mevcut katılım biçimleri nasıl inşa edilebilir? Bu tür bir uygulamaya örnek olarak Genç Bostan ekibini dinleyeceğiz. Çevreye zarar vermeme niyetiyle, üretim yapma talebiyle çıktılar yola. 

Son sorum ise yine biraz daha teorik çerçeveden olabilir ama önemli. Ses, irade, özne, haklar, katılım insan çağında nasıl ele alınabilir? Fridays for Future ekibini dinleyeceğiz bugün. Onlar da özellikle Birinci Küresel İklim Grevi’nden bu yana uluslararası bir işbirliği içerisinde, akran işbirliği içerisinde iklim krizinin bu geri döndürülemez etkisine dair neler yapılabileceğine dair çok kıymetli örnekler ve deneyimler paylaşacaklar.

 

*Bu görseller Çocuğun Katılım Hakkı: Neredeyiz? sempozyumunun Ekoloji ve Çocuk Katılımı oturumunda Burcu Ceylan tarafından grafik olarak dokümante edilmiştir.”

Hakkında

Genç Sesler, İsveç ve Türkiye’deki çocuklar ve gençler için çocuk katılımı ve kültür politikalarının temel sorunlarını ele alarak yenilikçi fikirleri tartışmak ve sunmak için bir alan/platformdur. Genç Sesler, yeni başlangıçların ve iş birliklerinin peşindedir. Biz diyalog geliştiren ve ilham veren alanların güçlü çocuk katılımını gerçekleştirmeye bizi bir adım daha yaklaştırdığına inanıyoruz.